EMDR ve Etkileri

EMDR ve Etkileri

Klinik uzmanlar EMDR ile öncelikle hastalarına mevcut sorunlarının temelini oluşturan geçmiş deneyimlere erişmek için  rehberlik ederler. Sonra rahatsızlıklara neden olan şimdiki durumları işlemden geçirirler ve son olarak da gelecekteki başarılar için gerekli olan yeni öğrenim, beceri ve perspektifleri bellek ağları içine katarlar. 

EMDR terapisi alan kişi bir sorunun sadece açıkta görünen semptomlarına yönelmekle kalmaz, yaşamının tüm alanlarını yakından ilgilendiren çok çeşitli değişiklikler de elde edebilir. Bunun nedeni EMDR tedavisinin kökenindeki bellek ağlarının çok geniş kapsamlı çağrışımlarının olmasıdır. Kendimize bakışımızı şekillendiren anıları değiştirmek başkalarına bakışımızı da değiştirir. Bu yüzden, ilişkilerimizi, iş performansımız, yapmaya istekli olduğumuz ya da direnebildiğimiz şeyler, hepsi olumlu bir yöne doğru hareket eder.

Geçen on yıl içinde, EMDR'nin hızlı tedavi etkileri ayrıca nörobiyolojik araştırmacılara da “ beyne açılan bir pencere” sağladı. Sonuç olarak bir düzineden fazla araştırma EMDR tedavisinin beyni aslında nasıl değiştirdiğini belgelemek için beyin görüntüleme (MRI gibi) teknikleri kullandı. 

Örneğin bazı araştırmalar TSSB'si olan insanlarda beynin bellek kontrol merkezinin küçüldüğünü tespit etti. Bir süre beyindeki bu değişikliğin organik olması nedeniyle durumun kalıcı olabileceğine inanıldı. Neyse ki, beyin taramalarının göstermiş olduğu gibi, hipokampusun yeniden büyümesinin mümkün olduğu görüldü. Bu alanda sınırlı sayıda araştırma yapılmış olmasına rağmen son zamanlardaki bir çalışma TSSB'li insanlara uygulanan sekiz ile on iki seanslık EMDR yöntemiyle bellek işlemenin hipokampusun hacminde ortalama yüzde altı artışla bağlantılı olduğunu gösterdi. Bu etkiler bir yıl sonra da korunmuştur. 

Aslında bu çalışmada değerlendirilen ilk TSSB hastası çift kutuplu (bipolar) rahatsızlığı olan bir annenin oğluydu. Çocukluğunda çok çeşitli travmatik deneyimle yaşamış olup, son derecede küçük bir hipokampusu vardı. Sekiz EMDR seansından sonra hipokampusunun boyu yaklaşık yüzde on bir büyüdü. Bu tür sonuçlar sadece EMDR tedavisinin nasıl işlediğini değil, yetişkin bir beynin nasıl değişebildiğini ve büyüyebildiğini keşfetmek için de daha fazla araştırmaya ihtiyacımız olduğunu söyler. Bu “nöroplastisite” bilim insanlarının uzun süre mümkün olmadığına inandığı bir olaydır. Artık yetişkin beyninin değişebildiğini bildiğimize göre, eskiden tedavi edilemez olduğu düşünülen birçok duruma yönelik yeni olasılıklar geliştirilebilir.

 

Kaynak: Dr. Francine Shapiro'nun  " EMDR Terapisi Teknikleri İle Acı Anıları Silmek " adlı kitabından alınmıştır.